7/24 Danışma Hattı 0216 450 60 07



35. SINIF DEĞİŞİKLİĞİ ve UYGULAMADAKİ SORUNLAR15
 
 

Türkiye'de markalar 556 Sayılı KHK1 ile korunmaktadırlar. Bu koruma, marka oluşumuna dair başvurunun yapıldığı yıl, ay, gün, dakika, saniye itibarıyla gerçekleşmektedir. Önemle belirtmek gerekir ki, bir marka başvurusu ancak, belirtildiği sınıf dahilinde korunmaya alınır. Bu durum kati surette marka sahiplerinden beklenmekte olup; aksi halde marka başvurusu eksik yapılmış farz edilecek ve tekrarlanması beklenecektir.

Her devlette tek bir marka sınıfı sistemi bulunmaktadır. Bu sistem ise Madrid Protokolü2 gereğince yapılan Nis antlaşmasına göre uygulanmaktadır. Bu antlaşma Madrid Protokolü gereğince üye devletler tarafından imzalanmış olup uluslar arası bir kodlama sistemidir. Böylece üye devletlerde tek bir marka sınıflandırma sistemi vardır. Türkiye'de 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname 24. Maddede sınıf sistemi yasal gerekçeye bağlanmıştır. Bunun yanında, yine aynı KHK'da 2. ve 4. Maddelerde de sınıflandırma sistemine taraf olduğumuz yasal gerekçeye bağlanmıştır. Buna mukabil, üye devletler kendi kararları doğrultusunda bu sınıfların içeriğinde değişikliğe gidebilirler. Özellikle bu kararlarını kamu menfaatini ve ülke çıkarlarını gözeterek almaları gerekmektedir. Marka sınıflandırmasının önemi karşımıza markanın kullanılacağı sektör bazında ve o sektördeki benzer piyasa çevresine sahip diğer marka sahiplerince benzer bir markanın başvurusunun yapılması aşamasında çıkmaktadır. Her marka sadece ilgili sınıfında korunmaktadır.
Örnek Yargıtay Kararı ise durumu açıklığa kavuşturmaktadır. "Birden çok kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde önceklikle TPE`nin sınıflandırmaya ilişkin tebliğleri dikkate alınmalıdır. Bu durum, markada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında birlik ve istikrarın önkoşuludur." Konu, bu açıdan incelendiğinde Marka sınıflarının öneminin ciddiyeti anlaşılmaktadır. 3
Bir marka sahibi oluşturduğu marka ibaresinin faaliyet alanına ve kullanılacağı mal ve hizmet sektörüne göre bir sınıf seçmektedir ve bunu marka başvurusunda belirtmektedir. 45 sınıf4 bulunmaktadır ve ilk 35 sınıf üretim sektörüne ilişkindir. Kalan 35 ile 45 arasındaki sınıflar da hizmet sektörüne ilişkindir. Bu aşamaya kadar herkes tarafından onaylanan prosedürler bu aşamadan sonra 19 Ekim 20115 tarihi itibarıyla değişikliğe uğramıştır

Öncelikle 35. Sınıfın öneminden bahsetmek gerekmektedir. 35. Sınıf bir satış sınıfıdır ve bu sınıfta özellikle pazarlama, halkla ilişkiler, reklamcılık ile ilgili hizmetler, iş yönetimi, büro yönetimi, ticari ve sınai alanda eksperlik hizmetleri, tabela gibi mal ve hizmet türleri ve en önemlisi ise müşterilerin elverişli bir şekilde görebilmesi için çeşitli malların bir araya getirilerek satışa sunulması belirtilmiştir. Değişikliğe gidilmeden önce 35. Sınıfta belirtilen bu çeşitli mallar ibaresi genel olarak sektördeki tüm faaliyeti kapsamaktaydı fakat, değişiklik sonrası artık markanın kullanılmak istediği sektör özellikle belirtilmesi gereken bir durum haline gelmiştir. İlgili tebliğin 5. Maddesinin son iki cümlesinde 35. Sınıftaki değişiklikten bahsedilmiş ve çeşitli mallar ibaresi ile ilgili sektör belirtilerek yapılan başvuru bir tutulmayacağı; farklı addedileceği belirtilmiştir.
Bu durum iki soruyu gündeme getirmektedir. Öncelikli olarak, ilk soru ilk hak sahipleri yani markaları değişiklik yapılmadan önce 35. Sınıfta tescil edilmiş kişilerin hakları korunacak mıdır, onların marka durumlarında değişiklik meydana gelecek midir ve ikinci soru ise bu durum artık bir nisbi red sebebi haline mi dönüşmüştür?
Birinci soruya cevap vermek gerekirse, evet hak sahipliğinde bir değişiklik meydana gelecektir. Bunun nedeni ise tebliğde açıkça yazılan; "Ek 35 inci sınıf kapsamında, farklı türden mal, mal grubu ya da sektör belirtilerek ifade edilen malların bir araya getirilerek sunulması hizmetleri, birbiri ile ve bunlar belirtilmeden ifade edilen hizmetler ile aynı ya da aynı tür olarak kabul edilmez."6 bu ifadedir. Bu ifadede açıkça başvurusu aynı sınıfta olan iki markanın akıbeti hakkında bir bilgiye yer verilmiş ve önceki hak sahiplerinin zaman kaybetmeden ilgili sektörlerini de belirterek bir başvuru yapmaları gerekliliği doğmuştur.

Örneğin, A markası 19 Ekim 2011 tarihinden önce 35. Sınıfta çeşitli malların bir araya getirilerek satışa sunulması hizmetleri kapsamında tescil edilmiş olsun, artık başka bir A markası 19 Ekim 2011 tarihinden sonra 35. Sınıfta markasını elektronik sektöründe ilgili mal ve hizmetlerin satışa sunulması olarak tescil ettirebilecektir. Böylece bir mutlak red sebebi teşkil eden aynı ibarelerin tescil edilmesi için başvurulması artık bir nisbi red sebebi haline gelmiştir. Bu durumun yansıması ise şu şekildedir; önceden iki aynı veyahut ayırt edilemeyecek kadar benzer markanın tescili aynı sınıfta mümkün olamazken, artık aynı sınıfta iki ayni veya ayniyete eşdeğer nitelikte benzer markanın tescili mümkündür. TPE uzmanı marka benzerlik incelemesi yaparken artık bunu reddetmeyecek ve markayı 3. Kişiler nezdinde yayına çıkaracaktır. İş bu başvuru yayın aşamasında ilgili hak sahibi tarafından itiraza uğramazsa tescil edilecektir.
Bu değişikliğin önemi ise, marka sahiplerinin markalarını genel bir kapsam ile satış kısmında tescil ettirmelerinin önüne geçilmesi ve ilgili sektör belirtilerek başvuru yapılması böylece, marka sahiplerinin ancak faaliyet alanında markalarını tescil ettirmeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Buna göre, elektronik sektöründe mal ve hizmetlerini tüketiciye ulaştırmayan marka sahibinin, elektronik sektöründe malını tüketiciye ulaştırmak isteyen marka sahibini engellememesi sağlanacaktır. Sektör belirtmeye ilişkin bu durum Markalar Dairesi Başkanlığınca yapılan toplantıda duyurulmuş ve değişikliğin bu iki öneminden hassasiyetle bahsedilmiştir.
Bir devrim niteliğinde olan bu sınıf değişikliği ise marka başvurularının bir anda artması olarak yansıyacaktır. ilgili hak sahiplerinin yani, önceden markalarını 35. Sınıfta çeşitli mallar kapsamında tescil ettirmiş kişilerin ve işletmelerin menfaatlerinin sekteye uğramaması ve haklarının korunabilmesi açısından sektör belirtilerek tekrar başvuru yapması gerekecektir. Bu gereklilik artık faaliyete dökülmüş ve Türkiye, Avrupa'da marka başvurusu sıralamasında birinciliğe yükselmiştir.

Markalaşmak ticari alanda en önemli husustur. Globalleşen dünyada marka en önemli savunma ve korunma aracıdır. Özellikle, 6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun getirdiği yenilikler ile markalaşmak zorunlu hale gelecektir. Kişiler ve işletmeler bu hassasiyetin önemini anlamalı ve ürünlerini piyasada tescilli markaları ile satışa sunmalıdırlar.


HİLAL ŞİMŞEK
Hukuk- İtiraz Birimi